SONER YALÇIN’IN YAZDIĞI BİNBAŞI ERSEVERİN İTİRAFLARI KİTABI
PKK’DAN GERİLLA OLUR MU? PKK’YA KARŞI SAVAŞANLARA KOTRGERİLLA VEYA GLADYO DENİR Mİ?
ÖNCE NELER YAZMIŞ BİRLİKTE BAKALIM SONRA ELEŞTİRİLERİMİ YAPACAĞIM
SONER YALÇIN
Geçtiğimiz yıl Özel Kuvvetler Komutanlığı adını aldı. Kürt sorunun ulaştığı boyuta uygun olarak devlet içindeki belirleyici rolü arttı. S.10
Kontrgerilla bugünkü rejimin çelik çekirdeğidir. Sadece Kürt sorununun şiddet yoluyla çözümü için değil, bütün halka karşı egemenliğin güvencesi olarak geliştirmişti. Rejim kendisini ne kadar tehlikede görürse kontrgerilla o kadar büyüyecektir. Kontrgerillayı rejimin korkusu besliyor. S.11
Binbaşı ERSEVER ise, kendi halkına karşı savaşan kontrgerilla örgütünün önemli şeflerinden biridir. S.14
Bana göre sivil olunca PKK gibi dağda savaşacak bir örgüt kurmak istiyordu. Ancak bu konuda devletten yardım alamadı. Devlete küstü ve bildiklerini anlatmaya başladı. S.15
ERSEVER, bölgede görev yaparken ordu hiyerarşisine uyan biri değildi. Yeri geldiğinde generallere bile emir veriyordu. Bu nedenle kendini hep çok önemli bir kişi sandı. Üniformasını çıkarıp sivil bir vatandaş olunca beklediği itibar ve yardımı göremedi. S.15
Binbaşı ERSEVER, İtirafları Kitabının gelirini Aydınlık’a bağışladım.
Binbaşı A. Cem ERSEVER’İN İtirafları kitabının telif hakkını Aydınlık’a bağışlamıştım. Artık bundan vazgeçiyorum. Bunun nedeni ise, çıkmasına az da olsa maddi katkıda bulunduğum bu yayın organında sürekli bana küfredilmesi ve hakkımda onur kırıcı yazılar çıkmasıdır. Ne tuhaf bir kafadır ki o Türkiye de ki kontrgerilla faaliyetlerini ortaya çıkaran Soner Yalcın ABD’nin entel kontrgerillası olmakla itham etmektedirler. (Doğu Perinçek 10 Haziran 2001 aydınlık)
Aydınlık tarikatı ile uğraşmak istemiyorum.
Aydınlık Tarikatı gazeteyi İşçi Partisinin yayın organı olarak görmekte ısrar etti. Sonunda tüm çabasına rağmen bu çevreyi bu ‘hastalıktan’ kurtaramayan başyazar Azizi nesin yazılarına son verdi. S.16
ERSEVER’İN cenazesi 5 Kasım 1993 Elmadağ yakınlarında arkasından eli bağlı ve ağzı bantlı olarak bulundu. S.18
EESEVER, Mersinde bir güvenlik şirketi kurarak 1998 başında harekete geçirilmesi planlanan, JİTEM’DEN ve bazı sivil kişilerden oluşan bir sivil örgütlenme yapılması bu örgüt 1988 yılı Ocak ayında Güneydoğu da öncelikle PKK’ya karşı, ERSEVER, kontrolünde sivillerle beraber ortak hareket düzenleyecek ve PKK yok edilecekti. S.19
İzmit Adapazarı yöresinin tüm bölge kontrolü Veli Küçükte, Ankara yöresinin ki ise ERSEVER DE S.20
İzmit Adapazarı yöresinin tüm bölge kontrolü Veli Küçükte, Ankara yöresininki ERSEVER de. S.20
ERSEVER’İN Ankara da ki kalacağı ev, itirafçı olarak devlet kadrosuna gecen daha sonra kadrolu istihbaratçı olarak çalışan Kemal sadık Uzuner’in evi idi. Kemal Sadık Uzuner, Veli Küçük Paşanın Diyarbakır da Jandarma İstihbaratı Bölge Komutanlığı yaptığı kadroya geçerek Silopi de ERSEVER’İN denetiminde uzun süre birlikte çalıştı. İlk istifa eden istihbaratçı da odur. Veli Paşanın kontrolünde istihbarat konusunda çalışmaktadır. S.20
Binbaşı A. Cem ERSEVER’İN İtirafları kitabının telif hakkını Aydınlık’a bağışlamıştım, artık bundan vazgeçiyorum. Bunun nedeni ise, çıkmasına az da olsa maddi katkıda bulunduğum bu yayın organında sürekli bana küfredilmesi hakkımda onur kırıcı yazılar çıkmasıdır. Ne tuhaftır ki o Türkiye de ki kontrgerilla faaliyetlerinin ortaya çıkaran Soner Yalcın ABD’nin entel kontrgerillası olmakla itham etmektedir. (Doğu Perinçek 10 Haziran 2001 Aydınlık)
Aydınlık Tarikatıyla, uğraşmak istemiyorum. (Soner yalcın 2003 İstanbul da Yazmış)
MEHMET PINAR
Soner Yalçın’ın yazdığı kitaplarda 8 tanesini okudum. Bunlardan bir olan SAMİZDAT hakkında ki görüşlerimi sizlerle de paylaşmıştım. Gerçekten içinde bulunduğumuz durumu olumlu değerlendiren bir kitaptır. Bugünün gerçeklerini görmüş, antiemperyalist güçler içinde yerini almıştır. Diğer kitapları olumsuz örnek olarak okunması gereken kitaplardır. Bu kitabı da olumsuz örnek anlamında herkesin okuması için salık veriyorum. Bugün, Soner Yalçın, Marksist bir kişi değildir, Antiemperyalist bir kişidir.
Cem ERSEVER ile ilgili Kitap iki bölüm halinde yazılmış. İlk bölümü Soner Yalçın’ın ERSEVER ile röportaj yapmadan onun hakkında ki topladığı kendi görüşleri, ikinci bölümü ise ERSEVER ile yapılan görüşmelerde ki röportaj notlarından oluşmaktadır.
Bu kitabı okurken öncelikle karar vereceğimiz konu, PKK gerçekten devrimci, yurtsever ve ulusal kurtuluş savaşı veren gerillalardan oluşan bir örgüt mü dür? Yoksa ABD emperyalizmi tarafından Türk milleti içinden devşirilerek, Mustafa Kemal önderliğinde devrimle kurulan, Türkiye Cumhuriyetini ve siyasi bağımsızlığını kazanmış bir devleti ve milleti, ezen, emperyalist Türk milleti; ezilen sömürge Kürt milleti olarak ayırarak, ulusal kurtuluş savaşı verdiğini iddia eden bir örgüt müdür? Bu konuda kararımızı verdikten sonra kitabı dikkatle okumalıyız sonra karara varmalıyız.
Meşrutiyet Döneminde, İttihat ve Terakki Partisinin oluşturduğu, İlk İstihbarat teşkilatımız, Teşkilatı Mahsusadır. Ulusal Kurtuluş savaşı aşamasında MAH(MEH) kurulmuştur. MAH daha sonra Seferberlik Tetkik Kuruluna dönüştürülmüştür. Bugüne kadar bu teşkilatlar ülkenin birliğinden dirliğinden yana durarak görevlerini yapmışlardır. Seferberlik Tetkik Kurulu kurulduğu dönemde, Türkiye Cumhuriyeti, ABD Emperyalizmi ile bağ kurmuştur.
PKK, Milli İstihbarat Teşkilatı görevini yapan, Seferberlik Tektik Kurulu döneminde ABD emperyalizminin, teşkilatın içinden devşirdikleri elemanlar aracılığı ile Türk Milleti içinden devşirdiği kişilerden oluşturulan bölücü bir örgüttür.
PKK ilk bildirisini Ankara da dağıtmıştır. Bildiri de Türkiye, İran, Irak, Suriye’den toprak alarak, başkenti Diyarbakır olan bir Kürdistan devleti kurmak istemektedir. PKK, bu mücadeleyi milli bir mesele olarak tespit etmektedir. Bu mücadeleyi, işçi sınıfı önderliğinde, Marksizm –Leninizm ışığında yapacağım demektedir. Bu tespit, karşı devrime hizmet eden bir tespittir. Sol değildir. Yobaz bir görüştür.
Öncelikle şu tespiti yapmama müsaade edin. PKK’yı oluşturan, ABD emperyalizminin devşirdiği insanlara gerilla denmez, Gerilla devrimci mücadele verenler için kullanılan devrimci bir terimdir. Sözde bu gerillalara karşı savaşanlara da Kontrgerilla veya GLADYO denmez.
Soner Yalçın, PKK’YI sosyalist bir örgüt olarak görmekte ulusal kurtuluş savaşı verdiğini zannetmektedir. Doğu Perinçek de, sosyalist bir örgüt olarak görmekte ve ulusal kurtuluş savaşı verdiğine inanmaktadır. Aynı partinin elamanlarıdır. Dikkat ettiyseniz, Soner Yalcın, diğer üyeleri; Aydınlık tarikatı olarak adlandırmaktadır. Doğu Perinçek de onu amerikan GLADYOSU olarak tanımlamaktadır. GLADYO Böyle ucuz kullanılacak bir cümle değildir. Her ikisinin de, GLADYO tanımı doğru değildir.
SONER YALÇIN
Binbaşı Ahmet Cem ERSEVER 1999 yılın başında PKK’ya karşı ‘gayrinizamî harp’ verilmesini savunduğu için Türk silahlı Kuvvetlerinden ayrıldığını söylemişti. S.25
Araştırmaya devam ettik A.Ö 1 Eylülden sonra ilk sınır ötesi operasyonlara katılan subaylardan 12 Aralık 1980 Tarihinde ki Suriye deki KAWA’NIN kampını basan timin başında 15 kişi öldü. KAWA’NIN merkez komitesi üyesi Hüseyin Aslan’ın bulunduğu önder kadrodan 15 kişi baskınla öldürüldü. A.Ö 12 Eylülden sonra bir süre Mardin Belediye Başkanlığı yaptı. S.25
JİTEM; Jandarma İstihbarat ve terörle mücadele adını ilk kez 1991 yılı sonunda duymuştum. JİTEM de görev yapmamı sağlayan bir astsubay ‘Bu birim jandarma da ilk kez 1938 yılında
değişik bir isimle kuruluyor. O yıllarda jandarma teşkilatı ve vazife nizamnamesinin sekavetini izalesi (eşkıyalığın ortadan kaldırılması) ve ajan muhbir tayinine dair talimatı var. İşte bu talimat sonraki yıllarda reorganizasyona tabi oluyor. Sanıyorum1987 yılında tekrar JİTEM adıyla kuruluyor. Jandarma istihbarat birimleri bölük pörçük hepsini bir komutanlığa bağlamak istediler. JİTEM’İN örgütlenmesi: Direk Jandarma Genel komutanlığına irtibatlı başında bir Binbaşı var. Önce Cem Binbaşı vardı o ayrıldı. Yerinde şimdi Nurettin binbaşı var. S.30
Subay A.Ö’NÜN komutanı Yüzbaşı Cem bu kez karşısına Cem Binbaşı olarak çıktı. JİTEM grup komutanının alt kadrosunda bir veya iki subay birkaç Astsubay görev yapar. JİTEM Komutanlığına bağlı, gerilla gibi giyinen, altlarında özel araba buluna JİTEM Komutanı dışında kimseden emir almayan, çoğunlukla dağda gezen, mağaralarda kalan, kaç tim olduğunu bilmiyorum. Bölge birimlerinin yani grup amirliklerinin yerini 1987 de JİTEM almıştı. Şimdi 7 JİTEM birimi vardı. S.32 ye kadar.
Cem ERSEVER, PKK’lı itirafçılardan bir ekip kurdu. Kod adı, Şahin, Hamit Erdoğan, Kod adı, Bedran, Âdem Yakın, Kod adı, Zana, Hüseyin Yeşilmen, Kod adı, Berces Berces Engin. Hacı Zeyrek adlı ajanı var. Silopi Taburunda görev yapıyor. Hacı Zeyrek’i öldürttü, cesedi torbada bulundu. S.42
5 Haziran 1993 Ulusal Basın Ajansı (UBA) 11_02 ‘PKK’nın ilan ettiği tek taraflı ateşkes kararından sonra Türkiye de meydana gelen yumuşama ve siyasi çözüm arayışları imha politikasını savunan bazı askerleri isyan ettirdi. Jandarma genel Komutanlığı İstihbarat Grup Komutanlığı görevinden istifa eden kıdemli Binbaşı A. Cem Ersever ‘Bu iş Girek Vadisinde (Hezil çayı) başladı. Orada bitirilecektir. Dağda başladı dağda bitirilecektir.’ Dedi.
ERSEVER ‘İsmet sezgin Öcalan’a BY Öcalan diye hitap ediyor bu yaklaşımın PKK’ya karşı verilen mücadeleyi zarara uğrattığını söyledi.
PKK ile mücadelede atılan adımların yanlış olduğu bu mücadelenin ehil ellerce yürütülmesi gerektiğini, TC’nin, PKK sorununa karşı bir stratejisinin olmadığına inandığını ve 1992 yılında zevahiri kurtarmak gerekçesiyle, bilgisizce yapılan, Kuzey Irak harekâtının devleti bir açmaza soktuğunu belirtti. PKK’ya siyasi kazanımlar getireceğini, güçlenmesini sağlayacağını, siyasi işportacı Celal Talabani isminin şahsen Türkiye de sadece PKK’nın askeri gücünü ele geçirme maksadıyla tezgâhlar peşinde olduğunu beyan etti. 1993 yılı mart ayında kıdemli Binbaşı rütbesinde Jandarma genel komutanlığı İstihbarat Grup Komutanlığı görevinden kendi isteğimle ve bazı arkadaşlarımla birlikte emekli oldum.
1984 yılından bugüne kadar yapılan yanlışlar, ihanetler ve uygulamalar konusunda Türk kamuoyunun aydınlatılması gerektiğine inanıyorum. Türk basınıyla kamuoyu önünde Celal Talabani’nin ihanetleri, PKK ile ilişkileri, Güneydoğuda ki gerçek durumu, Köy korucuları, İtirafçılar, Faili meçhul cinayetler hakkında bazı siyasilerin örgütsel konumları hakkında açıklamalarda bulunacağım. S.46
MEHMET PINAR
Türkiye’nin, Kürt meselesi diye bir meselesi yoktur. Kürt meselesi etnik bir mesele değildir, sınıfsal bir meseledir. Kürt diye bir halk ve millet yoktur. Halk ve millet, milli burjuva sınıfı önderliğinde devrimle oluşur. Bu kavramlar orta çağda olmayan kavramlardır. Türk halkı ulusal devrimci mücadele sonucu oluşmuştur. Devrim sonucu halk oluşur. Halk’ın istikrara kazanmış haline millet denir. Halk ve millet aynı anlamda kelimelerdir. Kürtler, Türk milletini meydana getiren unsurlardan birisidir. Etnik olarak, Türkler de, Türk milletini meydana getiren unsurlardan birisidir. Halk ve millet etnik bir tanım değildir.
İngiliz Emperyalizmi, Yarı sömürge yarı feodal olan Osmanlı Devleti toprakları üzerinde bağımsız bir Kürdistan devleti ve Ermenistan Devleti kurmak istemiş ancak başaramamıştır. Bu proje, daha sonra ABD emperyalizmi tarafından piyasaya sürülmüş, bunun adına Kürt Meselesi adı verilmiştir. Sözde, Kürt meselesi, ABD emperyalizminin, devrimle kurulan Türkiye Cumhuriyetini etnik, dilsel, dinsel temelde bölme meselesidir. Bu mesele, ortaçağdan kalan, Cumhuriyet
devriminin tasfiye edemediği toprak ağaları ve şeyhlerin ABD Emperyalizmi desteğinde, Türkiye Cumhuriyetini yıkma meselesidir.
SONER YALÇIN
Bakın APO onlarla dalga geçercesine ‘isterlerse ateşkes devam eder, hala vakitleri var diyor.’ Türkiye Cumhuriyetini ne hale soktuklarını farkında mıdırlar? S.46
Mustafa Deniz: Biz TC’nin yanlış politikalar yürüttüğüne inandığımız için bir tepki duyduğumuz için ayrıldık. Talabani işportacı bir politikacıdır. Irak Kürtlerini temsil edemez. Talabani ile kurulan ilişkiye karşıyız. S.47
Bizim halkımız istihbarat sözcüğünü duyunca, hemen aklına CİA gibi MOSSAD gibi şeyler aklına geliyor. Bizim istihbarat teşkilatlarımız bir CİA gibi MOSSAD gibi, veya geçmişte ki KGB gibi olsaydı bu iler başına gelmezdi. En azından şu Güneydoğu meselesi bu devletin başına gelmezdi. S.52
Türkiye cumhuriyeti teorik bir yetmezlik içindedir. PKK ile mücadelede örgütlenme yetersizliği içindedir. Kürt realitesinden bahsedilir ama bu Kürt realitesinden ne anlaşıldığı açıklanmamıştır. Celal Talabani siyasi fahişedir. Bu adamın kişiliği ne yapmak istediği açıklığa kavuşturulmalıdır. Türkiye Cumhuriyetinin stratejik ve taktik yetmezliği bir hareket konsepti yoktur. Bölgede gayrinizamî bir harp vardır. Başlangıçta iki üç eşkıya gibi laflarla klasik eşkıya hareketleriyle karıştırılması veya Osmanlının son dönemleriyle Cumhuriyet döneminin Kürt isyanlarıyla mukayese edilmesi, bu devletin hem stratejik hem de taktik noksanlıklarının göstergesidir. S.53
Güvenlik güçlerinin Güneydoğuda ki konumları yanlıştır. Ne olduğu anlaşılamayan bir itirafçılık yasası vardır. Tamamıyla ne olduğu anlaşılamayan faili meçhul olaylar vardır. Bunları kim yapmıştır? Nasıl olmuştur? Birde Polis jandarma ve Asker koordinasyonsuzluğu vardır. Olağanüstü Hal valiliği bu amaçla kurulmuştur.
Kuzey Irak harekâtının baştan sona planlamasında, gerek Talabani gerekse Barzani’yle birlikte ve rahmetli Eşref Bitlis Orgeneralle beraber, hem içerde, hem dışarıda Kuzey Irak da bulundum. Birtakım yanlışlıklar çarpıklıklar gördük. Birkaç adam çıkıyor ve benim devletimin yöneticilerine sahtekârlık yapılıyor. Ve benim devletim de buna ses çıkarmıyor. Hepsini teker, teker açıklayacağım. S.54
Devlet iki taktik üstünlüğü ele geçirecek ve bunun arasına yapıştırıcı harcı psikolojik harekâtı koyacak vatandaşlar korunacak, ana derdini anlatacak ve bu yapıyı sağlamlaştıracak. Dolayısı ile Kürt sorunu ile PKK sorunu birbirinden ayıracak. S.54
Devlet, tedbir adına o bölgede getirmiş olduğu şeylerle o bölgede yetersiz kalmıştır. Anadolu da bugün PKK’ya ihanetin cezası ölüm, ihanetin cezası ise 15 gün gözaltıdır. PKK’ya ihanetin cezasının ölüm olması olayını ortadan kaldıralım diyorum.
Yediden yetmişe, herkeste silah var. Bir insanın bölgede silahsız gezmesi, yaşaması mümkün değildir. Benim bildiğimiz gördüğüm yerlerde bu sorunlar halledilmemiş. Davalar raflarda, sanki Arkeoloji müzesi gibi kargaşa var. Kimin kimi vurduğu belli değil. PKK gerçekten çok büyük bir katliam gerçekleştirmiştir.
Burada politik çıkar peşinde olan birtakım insanlar var. Devlet yanlış kavramını kabul etmiyorum. Devlet yanlış değil. Örgüt yanlısı kavramları, biz bunu yanlış buluyoruz.
MEHMET PINAR
Soner Yalçın, PKK’YI devrimci bir örgüt tanımladığı için buna karşı gelen kim varsa gözünün yaşına bakmadan Kontrgerilla ya da GLADYO olarak adlandırmaktadır.
GLADYO NEDİR: ABD Emperyalizminin Türk milleti içinden devşirdiği (Asker, Polis, Savcı, politikacı, Öğretmen) devrimle kurulan milli devletini yıkmak için silahlı ve ya silahsız mücadele eden bir örgüttür. İtalya da, GLADYO’YA karşı mücadele eden Savcı şu görevi yapmıştır. İtalya devleti, GARİBALDİ önderliğinde, 1870 yılında, Demokratik Devrim sonucu kurulmuştur. İtalya, faşist MUSOLİNİ önderliğinde dünya hâkimiyeti peşinde koşmuştur. İkinci
Dünya Savaşı sonucunda yenilmiştir. ABD emperyalizmi orada üs ve tesis kurmuş ve varlığını sürdürmek için GLADYO adlı bir yapılanmaya gitmiştir. İtalyan devletinin zararına çalışan bir yapılanmadır. Savcı bir dava açarak onların temizlenmesini sağlamıştır.
SONER YALÇIN
PKK halk tarafından çıkarılmış bir örgüt değil, oralarda Bulgar istihbaratı var, Celal Talabani ise Bekaya yerleştiren adamdır. Cemil Esad ile Hafız Esad ile görüşmeleri o yapmıştır. Talabani KDP’NİN o zaman Beyrut temsilcisidir. O zaman KDP’DEN ayrılmamış. Ne demek şimdi Talabani bizzat devlet yanlısı mı? S.55
Soner Yalcın, Teoman Koman’a Hizbullah’ı soruyor. Cevap: Hangi Hizbullah’ı bir İran da Hizbullah var. Birde PKK’nın baskınlarına karşı kendini koruyan dini inançları kuvvetli vatandaşlar vardır.
ERSEVER, KOMAN Paşaya katılıyorum. Hizbullah İran da çıkmış. Lübnan da üstlenmiş İran İslam devriminin inancını yayan dini askeri bir örgütlenme var. Hizbullah deyince ben bunu anlıyorum. Türkiye de Hizbullah adı altında faaliyet gösterdiği iddia edildiği örgütle bir ilişkisi yoktur.
Soner Yalçın, 2000’e doğru da Hizbul-Kontra diye ilk çıkışını yazdım. İkincisini yeni Ülke, Üçüncüsünü PKK’nın teşkilatları yazdı. S.57
Köy koruculuğu bence prematüredir, erken doğumdur. Aynı zamanda bir ucubedir. Gayri Nizami savaşta bu tür teşkilatlar yapılır. Halk silahlandırılır. Ama devlet önce bu tür adamları temizler. Güvenliğini tesisi eder. Gerilla oradayken yapamaz bunu. Yapamazsınız işte şu andaki Köy koruculuğu teşkilatına dönersiniz. S.60
40 Bin Köy korucusu arasında PKK ile dövüşen 1000 ‘i geçmez. S.61
XX1 Yüzyılın eşiğinde insanlara ırk açısından bakmak mümkün değil. Biz, V111 Yüzyılda Müslüman olduk. Türkler Müslüman olduktan sonra İslamiyet adına Anadolu’ya o pislik Arap kültürü getirilmiştir. Türk milleti Arap kültürünün etkisi altındadır. S.62
Mustafa Kemal Atatürk, gerçek benliğine, gerçek kimliğine, kültürüne kavuşturmak istemiştir. Fakat onun ömrü yeterli olmamıştır. S.63
Şimdi, bütün tezgâhlar Amerika tarafından planlanır. İngiltere’ye ihale edilir. İngiliz İstihbaratı bu işleri yapar. Bunu her subay bilir.
Mustafa Deniz: Askeri uygulayıcısı Amerika’dır. Siyasi uygulayıcısı İngiltere’dir. İstihbarat işini İngilizler para verip insan satın alır. Talabani’nin İngilizlerle Amerikalılarla ilişkisi var. S.65
ERSEVER ‘Talabani Barzani’nin yenilgisinden sonra Saddam’ın demir yumruğunu selamlarım başlıklı bir bildiri yayınladı. Bu bildiri meşhurdur. 1970’li yıllarda bu sefer Çin ve Mao hayranı kesildi.1975 de Latin Amerika gerillacılığını savundu. 1980’ler de Avrupa türü Sosyal demokrasi yanlısı olarak görüldü. 1990’larda Amerikanın yenidünya düzeninin propagandistliğini üstlenmiş durumda. S.65
Türkiye, Talabani’yi bölücü terör belasından kurtaracak kişi olarak görüyor. 12 Eylülde PKK’nın adamlarını Talabani’nin Bekaya yerleştirdiğini biliyoruz. PKK Filistinlilerle değil Talabani ile ilişki içindeydi. Talabani, APO ile Barzani yi buluşturarak, Kuzey Irak’a yerleşmesine yardımcı oldu. Talabani PKK’yı desteklemekten vazgeçmedi. Ancak PKK vasıtasıyla Kuzey Irak yönetimine yönelik TC’nin engellemek politikasını dengelemek istiyordu. Öcalan’ın karargâhını Şamdan Erbil’e götürmeyi Türk devletine Talabani önerdi. Gelsin benim kontrolüm de olur. Türkiye’ye yönelik terörü de önlerim dedi. Talabani Özal’ın yanından ayrılmıyordu. S.66
Kuzey Irak Harekâtı öncesi Türkiye den yüz bulan bir iki aşiret reisi gönderdi. Bunlardan en önemlisi Bradost Aşiret Reisi Keriman Bradostur. Talabani’nin Anakara da ki temsilcisi Sercil Kazas bu adam Jandarma Genel Komutanlığına Keriman Brados’u getirdiler. Benim bölgemden PKK köylülerimi kovdu. Bizde onları kovmak istiyoruz. Bize yardım edin dedi. Bu Türkiye’nin işine geldi. Bu durumu Eşref Bitlis Paşa ile görüştüm, ciddiyseler yapsınlar bizimde çıkarımıza dedi. Ben oraya giderim dedim. 1992 Haziran Temmuz aylarında gittim. (Eşref Paşa Kürt meselesi
ile PKK aynı şey değil, dağdaki gerillanın kökünü kazımak istiyordu. Öcalan ve PKK orada kalmayacaktır.) Ondan sonra eğer çözüm varsa aranacaktır. Dünyanın hiçbir yerinde silahlı mücadelenin olduğu bir bölgeye ekonomik siyasi bir yatırım yapılmaz. S.68
Uzun zamandır devlet nizamı Güneydoğu ya getirilememiştir. Güneydoğuda çiftçinin elinde müstahsil belgesi olmadan pazara götürüp satamaz. Bakkaldan fiş isteyemezsiniz.
Bradost, önce benim Yüzlerce Binlerce adamım var dedi sonra Celal Talabani operasyona katılsın dedi. Ayrıca, Yetik’inin Peşmergeleri de katılsın dedi. Devlet pek tabi olumlu baktı. S.69
Soner Yalcın ‘Bakın milli mesele böyle şiddet yöntemiyle çözülmez uzlaşma olmalıdır. S.72
Ersever, Kuzey Irak harekâtı Talabani’yi güçlendirdi. PKK, FKÖ olmuştur.
Osman Öcalan kod adı Ferhat 29 Ekim 1992 Başbakanlık binasına gelerek anlaşma yaptı. Harekât 2’sinde başladı, anlaşma 5’inde yapıldı. Anlaşmayı kim yapmış Kürdistan başbakanı Kürşad, Celal Talabani tarafından bizzat gönderildi. Bu Kürşad biz peşmergelerden PKK’yı vurmalarını beklerken peşmerge komutanı PKK ile anlaşma yaptı.
ANLAŞMA: Irak Kürdistan toprakları üzerinde kalmak isteyen, PKK militanı ve üyeleri Türkiye sınırından uzak, Hükümetin tespit edeceği bir yere taşınacaktır. Bölge hükümetinin vereceği belgeyle serbestçe seyahat edebilir. S.73
Kuzey Irak harekâtı PKK’yı Sineksa, Zivi, Haftanin, Kutalınan, Şivi, Hakurk, gibi kamplardan çıkarmış, Süleymaniye’nin kaloriferli veya sobalı dairelerine taşımıştır. Başka bir işe yaramamıştır. S.71
PKK Kuzey Irak harekâtı devam ederken bir yanda da Ezu yolunu kapattı. Kuzey Irak’a ambargo koydu. Gıda maddesinin girişini engellemeye çalıştı. Harekât sürerken Viranşehir’den Silopi’ye kadar yolu kapattılar. Üç tane köprüyü havaya uçurdular. Siz bu şartlarda hangi istikrardan bahsediyorsunuz. S.74
MEHMET PINAR
Türkiye esas olarak 1980’lere geldiğinde devrimle kazandığı siyasi bağımsızlığını kaybetmeye başlamıştır. Türkiye bugün, 30 Ekim 1918 Mondros ateşkes anlaşması döneminde olduğu gibi açık işgal altında değildir. ABD Emperyalizmi 1970’lerden sonra PKK kartını oynayarak vatanımızı ve milletimizi bölmeye çalışmaktadır. Türk hükümetleri, PKK meselesini etnik bir mesele olarak ele almış ve bu meseleyi çözmek için politikalar geliştirmeye çalışmıştır.
ŞU SORULARA DOĞRU CEVAP VERMELİYİZ
1) Kürt Devleti kurmak için, İran, Irak, Suriye, Türkiye bölge ülkeleri bir araya gelse birlikte çalışsalar doğru olur mu? Öncelikle, şu tespiti birlikte yapalım. Türkiye’nin başında BOP eş başkanı vardır. Irak Devleti adında bir devlet yoktur. Başlarında ise ABD emperyalizmi ile birlikte Saddam’ı deviren hain insanlar oturmaktadır. İran ve Suriye’nin başında ülkesinin birliğinden dirliğinden yana olan Eş başkanlık görevi olmayan iktidarlar vardır. Bir araya gelmeleri mümkün değildir. ABD bölgeden çekilse bir araya gelmeleri mümkündür. Ancak biraya gelerek Kürt devleti kurmalarına biz karşı olmamız gerekmektedir. Suriye devlet başkanı ESAD, Eş başkan Tayip Erdoğan’a kapıyı açtığında başına gelecekleri hesap edemedi. Bugün, Yıkılma tehlikesi ile karşı karşıyadır.
2) PKK’NIN arkasında, ABD emperyalizmi olmasa, ÖCALAN, ABD Emperyalizmine karşıyım dese, Barzani ve Talabani gibi bölücü olmasa, Türkiye’yi bölmediği gibi Irak toraklarından Musul, Kerkük, Süleymaniye’yi Suriye den DEYR’EZOR’U topraklarımız katsa Atatürkçüler olarak biz ne diyeceğiz. Kesinlikle karşı çıkmalıyız.
3) PKK sosyalist bir örgüt olsa, İşçi sınıfı önderliğinde, Marksizm Leninizm ışığında bir vatanımız üzerinde bir Kürt sosyalist devleti kurmaya kalksa biz ne diyeceğiz? Kesinlikle karşı çıkacağız. Kore de böyle sosyalist bir devlet kuruldu. Ancak bu sosyalistlerin isteği ile kurulmadı.
Sosyalistlere rağmen, onlar ABD emperyalizminin elinden ülkenin geri kalan bölümünü kurtaramadığı için sadece Kuzey Kore demokratik Halk Cumhuriyeti kurulmuştur.
4) PKK ve Irak da ki aşiretlerden bir Kürt devleti kurma teklifi gelse, MALİKİ de destek verse, Türkiye de yardım etse, görüşmeler yolu ile bir Kürt devleti kurulmaya çalışılsa, biz ne diyeceğiz? Kesinlikle karşı çıkacağız.
5)Barzani ve Talabani, Saddam ile anlaşarak, bir Kürt devleti kurmaya çalışsa idi. Başarılı olsalar
6) ABD’nin desteğinde, Türkiye himayesinde Barzani ve Talabani ile birlikte bir Kürt devleti kurulmaya çalışılsa, biz ne diyeceğiz? Kesinlikle karşı çıkacağız.
ABD, AKP ve PKK topraklarımız üzerinde bir Kürt devleti kurmak istemektedir. AKP iktidar oluncaya kadar bu mücadeleyi PKK önderliğinde yürütülmüştür. Diğer parti ve örgütleri PKK’YA yardım etme görevi vermiştir. Ancak, AKP kurulunca, bu görev PKK’DAN alınarak, AKP’ye verilmiştir. PKK’YA ise AKP’YE yardım etme görevi verilmiştir. Ülkemiz AKP eli ile bölünmektedir.
SONER YALÇIN
APO, önderlik sorununa ilişkin kitabında bütün Kürdistan’ı parçalara ayırmıştır. Bu parçalardan Türkiye Kürdistan’ın tüm Kürdistan bölgesine önderlik edeceğini yazmıştır. Şimdi parçada ki önderlik değişti. İpleri tutan emperyalistler şimdi kuzey Irak kendi denetiminde bağımsız bir Kürt devleti kuracaklar. Daha sonra Türkiye ve İran zamanla Suriye de çıkan kargaşalıklara bu Kürt devleti size yardımcı olayım diyecektir. S.75
Türkiye Cumhuriyetinin Kuzey Irak la ilgisi PKK temelinde şekillenmiştir. Bu yanlıştır. Sonuçta işte Talabani gibi siyasi fahişe çıkar, PKK’yı bir koz olarak kullanır. S.76
Bütün yönetimler suçludur. PKK ile uzlaşması bakın Kürt demiyorum dağdaki gerilla ile uzlaşmacı politikayı kim uygularsa ondan hesap sorumalıdır. Ateşkes ağza alınacak kelimeler değildir. S:78
Abdullah Öcalan ‘Köy baskınları yapmayın. Askeri birliklere büyük saldırlar yapmayın. Ama bunların etrafını mayınlayın, hareket ettirmeyin, keşif kolları çıkarsa saldırın. S.81
PKK’nın 1984 yılında ki eylemlerinden sonra askeri birliklere kışlanın dışına çıkmayın, arazide hareket etmeyin, motorlu intikaller yapmayın diye emirler verilmiş midir? S.82
Özel Harp Dairesi, memleketin kurulduğu günlerde askeri anlayışa göre, memleketin düşman işgaline maruz kaldığında, o bölgelere girerek, sızarak, düşmana karşı gerilla faaliyeti başlatmak için kullanılmıştır. ÖHD’NUN görevi adam vurmak, adam kaçırmak, adam sorgulamak değildir. S.84
TRT de yayınlana Yalçın Küçük ve APO’NUN görüşmeleri var. O görüşmeleri PKK merkezi kitap haline getirdi. 21 Aralık 1992 tarihinde.
APO ‘Yalcın Küçük ve Uğur Mumcu ölmeden yazılarında benden bahsediyor. Uğur Mumcu’nun sık, sık sözünü ettiği geçmişimi anlatacağım. 1875’ten sonra ki dönemim ‘diyor’ ve ekliyor Genelkurmay Başkanının bir değerlendirmesi var. APO bunu Uğur mumcudan bir buçuk ay önce söylüyor.
APO ‘Gazete sahipleri, köşe yazarları bunların hepsine gereken cevabı vereceğiz. Biz kendimizi savunmak zorundayız. Bizi terörist ilan ediyorlar. Biz ulusal kurtuluş mücadelesi veriyoruz. Biz bunlara yönelmek zorundayız. Kendimizi savunmaya hakkımız var.
Cem Ersever ‘Ben Uğur Mumcu’nun öldürülmesini İslami Örgüte bağlamıyorum açıkça söyleyeyim.
Cem Ersever ‘Abdullah Öcalan, Beka da yüzlerce Kürt gencini MİT ajanı diye kurşuna dizmiştir. Serxwebunda ve Berxvebunda bunların resimlerini yayınlamıştır. Eğer bunların bir tanesi Türk devletinin adamı olsaydı PKK bugün bu hale gelmezdi. APO her kongre öncesinde yüzlercesini halletmiştir. Kampın çevresine gömmüştür. S.87
CEM Ersever ‘Ben Türk liderlerden bir tek Mustafa kemal Atatürk’e inanan bir insanım.
Soner Yalcın ‘Cem Ersever Türkeş ile ilişkin var mı? Nasyonalistim. Benim milliyetçiliğim, kültür milliyetçiliğidir. Milliyetçiliğimin temelinde dilde, fikirde işte birlik vardır. Kültür milliyetçiliği esastır. Anadolu kültürüne uymak zorundadır. Laz’ı, Çerkez’i, Tatar, Azeri, Küt’ü Türkmen’i, bu kültür içindedir.
Kürtçe TV-Radyo kurarsınız o toplumda bir milli benlik oluşmaya başlayacaktır. İlk aşama kültürel, sonraki aşama otonomidir.
Mustafa Deniz ‘PKK demek Kürt halkı demek değildir. S.89
Cem ERSEVER ‘JİTEM adı yanlış tam adı Jandarma İstihbarat Grup komutanlığıdır.
JİTEM: Jandarma İstihbarat ve terörle mücadele demektir. Böyle bir örgüt yok böyle bir organizasyon hiçbir zaman olmadı. Dememe mahiyetinde, kısa süreli JİTEM Teşkilatı kuruldu, sonra kaldırıldı. JİTEM olması için icra unsurunun olması gerekiyor.
Soner Yalcın ‘Kontrgerillacı subay sözüne itiraz mı ediyorsun? Kontrgerilladan yasa dışı faaliyetler yapan bir kuruluştan bahsediliyorsa buna itiraz ediyorum. Gerilla gibi davranıp, gerilla ile mücadele eden kişi kastediliyorsa evet bizler bunu yapmak zorundayız. S.90
Soner yalcın ‘Talabani’yi Türkiye’ye dayatan ABD’mi
Cem ERSEVER ‘ sanıyorum’ S.95
Cem ERSEVER ‘ İsmail Selen, Şırnak yeni Tugay olmuş, o zaman kendini Asayiş Komutanı Şırnak ta O zaman Genelkurmay Başkanı Necip Torumtay’a brifing vermiş. Yapılan uygulamalarla, alınacak tedbirlerle bu savaşın bir açmaza ve çıkmaza doğru gittiğini ifade etmiştir. Hemen görevinden alınmıştır. Ayrılacaksan ayrıl yoksa seni 90 Ağustos da resen emekli ediyoruz denilmiştir. İsmail Selen emekliliğini istemiştir. S.102
Cem ERSEVER ‘olmayan bir Kürt milleti var hale getiriliyor. S.104
Emperyalizmin gayesi Ortadoğu da kendi denetiminde bağımsız bir Kürdistan kurdurmaktır. KDP emperyalizmin maşasıdır. Yekiti de öyle, Talabani de. Talabani’ye ben işportacı diyorum. S.106
Çekiç Güç kesinlikle Kuzey Irak harekâtında kılını kıpırdatmamıştır. Çekiç Gücü Türkiye niye tuttu, 36. paralelin kuzeyine Saddam’ı geçirtmediler. Çekiç gücün karargâhı Adana, Kuzey ırak da irtibat büroları var. Radar takibi sonucu yaptıkları devriye uçuşları var. Şaklama, Erbil, Süleymaniye, Diyarbakır arası helikopter uçuşları var. Saddam’ı Kuzey Irak’a saldırısını engelliyor. S.108_109
Ferit İLSEVER ‘ Sayın Sedat Yurttaş yanılıyor. Aydınlıkçılar, Güney Kürdistan da kurulan meclisi selamladı. Kürtlerin kendi kaderini tayin ve devlet kurma haklarını her türlü baskıya rağmen sonuna kadar savundu. Kürt devletinin antiemperyalist tutum almasını istedi. Aydınlıkçılar, Türkiye’nin ve bölge ülkelerinin Kürt liderle olan ilişkilerinin gelişmesini desteklemektedir. ERSEVER’LER, PKK’ya karşıdır. Onunla savaşıyorlar. Aydınlıkçılar ise Türk ve Kürt halklarının eşitlik özgürlük ve antiemperyalist temelinde birliğidir. Ve Kürtlerin tüm haklarının kullanabilmelerinden yanadır. Fakat onun özellikle antiemperyalist tutuma ve iki halkın özgürlük temelinde birliğine ters düşen bazı politikaları ve uygulamaları eleştirmektedir. S.116_117
ERSEVER; ben PKK’dan çok devletten korkuyorum. Devlet beni içeri sokmak istiyor. Eğer beni cezaevine gönderirse bundan sonra hiç kimse çıkıp konuşamaz. Bu isteniyor. Sanıyorum bunun önünü açmak için bana dava açtılar. S.150
Soner Yalcın, Adil Timurtaş, Mahsun Korkmazı öldürmüş. İstanbul da genelevde eğlenmiş. S.163
ERSEVER, Bu belge CİA tarafından hazırlanıp size sızdırılmıştır. Amerika bugün Ecevit’in Irak’ın yanında olmasından, ambargonun kalkması için yaptığı girişimlerden, Çekiç Gücü istememesinden son derece rahatsızdır. Bu tür belgelerle Ecevit’i yıpratmak istiyor. S.160
24 Haziran 1990 2000’e Doğru Dergisi 87 İtirafçı üzerinde araştırma yapmış. 250 bin lira maaş alıyorlar. İbrahim Yelan, Adil Timurtaş, Recep Tiril, Halit Çelik, Hasan Adak, Halil Kulter, Sadık Babat.
Soner Yalcın ‘ JİTEM; Komutanı Binbaşı Cem ERSEVER, diğerleri, Ahmet demir, Mehmet Yazıcı oğulları, Alaattin Kanat, Yusuf geyik, Adil Timurtaş, Âdem Yakın, Adnan Öztürk. S.173
Soner Yalcın, ERSEVER, emekli olduktan sonra özellikle şehit ailelerinden oluşacak bir kontrgerilla Örgütü kurmak için caba sarf ettiği bilgisi gelmişti. Acaba bu örgütün adı Anadolu halk Cephesi mi olacaktı? S.191
MEHMET PINAR
Ahmet Cem ERSEVER, Jandarma İstihbarat Teşkilatında çalışmıştır. Kitaptan okuduğumuza göre, kukla Kürt devleti kurmaya çalışan, ABD Emperyalizmine ve ona Türkiye den destek veren toprak ağalarına karşıdır. PKK ile Kürt vatandaşlarımızı birbirinden ayırmıştır. PKK ile mücadele de, Hizbullah ile PKK mücadelesinde, Hizbullah’dan yana tavır koyarak ondan yararlanma yoluna gitmiştir. Bu iki örgütten Bu tespiti yapan bugün sol da örgüt yoktur. Türk devletinin, Kuzey Irak da bazı aşiretler ve Barzani ve Talabani ile işbirliği yaparak Kürt devleti kurulmasına karşıdır. Köy koruculuğunun PKK ile mücadelede pek yararlı olmadığını tespit etmiştir. PKK içinden devşirilen itirafçılık sistemine karşı olmuştur. Evet, mücadele ederken bazı hatalar da yapmıştır. Irak’ın bölünerek 36. paralelin kuzeyine Çekiç GÜÇ’ÜN yerleştirilmesi, Saddam’ın güçlerinin kuzeye geçişinin engellenmesi ABD’ye hizmet etmiştir.
Orgeneral Eşref Bitlis Paşa, kuzey Irak da ki aşiretlerden gelen teklife önce ılımlı bakmış Kuzey Irak’a bir operasyon yapmış PKK’yı bitirmeyi düşünmüştür. Ancak karşısında, PKK, BARZANİ, TALABANİ, YEKİT’İ ittifakını görmüştür. Bu düşüncesinin yanlış olduğunu fark edip, tavrını değiştirmeye çalıştığı sırada ABD tarafından uçağı düşürülerek öldürülmüştür. Cem ERSEVER, Oradaki aşiret ve İşportacı Talabani ile ortak hareket edilmesine karşıdır. Cem ERSEVER ise Eşref Bitlis Paşanın gayrinizamî harp vermesini desteklemektedir.
SONER YALÇIN
2 Kasım Mustafa Deniz JİTEM de çalışıyor. ERSEVER’İN arkadaşı, cesedi Polatlının Avcılar köyü yakınında bulundu. S.180
Cem ERSEVER’İN Arkadaşı Mahsune Dguebe (Nevval Boz) Ankara’nın 90 km. uzağında Kızılcahamam TEM otoyolunda Çamlıdere mevkiinde bulundu. S.184
Cem ERSEVER’İN Cenazesi 5 Kasım 1993 tarihinde Anakara Elmadağ yakınlarında bulundu.
Her üçü de Keçiören de ki Kemal Sadık Uzuner’in evinde öldürüldü.
Anadolu Ajansı ‘ERSEVER’İ PKK öldürdü.
İçişleri bakanı Nahit Menteşe ‘ERSEVER’İ PKK öldürdü. S.179 Orgeneral Doğan Güreş ‘5 Eylül 1992 önce şu ‘kontrgerilla’ sözü tamamen yanlış kullanılıyor. Bu teşkilatın amacı şudur: Karşıda savaşa giren bir düşman vardır. Kontrgerilla düşman bölgesine sızarak oradaki halkı mukavemet işini organize eder. S.208
Orgeneral Genelkurmay Başkanı Semih Sancar 6 Mart 1978 ‘Bilindiği üzere gayri nizamı savaşın adı ‘gerilla harbidir’ buna karşı aldığımız tedbir ‘kontrgerilla harbidir’ Bence kontrgerilla diye bir kuruluş yoktur. Özel harp dairesi vardır. S.208
William Colby ‘21 Kasım 1990 Türkiye de NATO üyesi olduğu için böyle bir kuruma sahip olması doğaldı. ABD’nin bu kurumu desteklemesini yadırgamam. S.240
MEHMET PINAR
Ahmet Cem ERSEVER, Jandarma İstihbarat Teşkilatında görevli iken, Devletin birliği ve dirliğinden yana tavır koymuştur. PKK’YI baş düşman seçmiştir. Ancak, verdiği mücadelede, başarılı olamayacağını düşünmüş istifa etmiştir. Kendi gibi düşünen iki paşadan biri Eşref Bitlis paşadır, onun uçağı düşürülmüştür. Diğer paşa İsmail Selen’dir, oda soruşturma sonucu emekli edilmiştir. Görev sırasında birlikte hareket ettiği diğer kişiler, Veli Küçük ve İbrahim Şahinlerle birlikte tavır almıştır. Şimdi bunlar Silivri Kala’sın da hapsedilmiştir.
Veli Küçük ve İbrahim şahin’in Ergenekon davasında verdiği ifadeyi ve Ergenekon tutanaklarında verdiği mücadeleyi, SAMİZDAT kitabından okumanızı salık veriyorum. Bu insanların, Susurluk Davasında açılan mahkemelerde beli kırılmıştır. Bu insanlar, GLADYO
Olarak suçlanmıştır. AKP’de ordu ve Milli güçler üzerine yapacağı operasyonlarda önce beli kırılmış bu kişileri içeri atarak puan kazanmıştır. Cem EESEVER, İstifa ederken, bu mücadelede kendince hatalı gördüğü kişileri ve yanlış mücadele yöntemlerini teşhir edeceğim, diyerek istifa etmiştir. ABD ve PKK bu istifayı iyi değerlendirmiş ve onu arkadaşı ve kız arkadaşını öldürerek, Ankara’nın üç ayrı noktasına atarak milletimize gözdağı vermiştir. Bu öldürme eylemi GLADYO eylemidir. GLADYO, ülkenin birliğine karşı onu dağıtmak için kurulan bir örgüttür. MİT İse ülkenin birliğinden ve dirliğinden yana bir yapılanmadır.
Ahmet Cem ERSEVER ve ekibi, PKK ile mücadelede Hizbullah ile aralarında ki çelişkiden yararlanmış ve PKK’YA karşı Hizbullah’ın yanında yer almışlardır. Bu olayı şöyle değerlendirmek gerekir. PKK, ABD ile birlikte hareket eden ülkemiz topraklarını ve milletimizi bölen bir örgüttür. Hizbullah ise şeriat kurmak isteyen ancak ABD emperyalizmini arkasına alarak vatan topraklarını ve milletimizi bölen bir örgüt değildir. İkisi de tehlikelidir. PKK, en yakıcı birinci tehlikedir. Hizbullah ise 5. sırada ki tehlikedir. Vatanımız üzerinde ki tehlikeyi bertaraf etmek için ona karşı birleşebilecek güçlerle birleşmek doğru bir taktiktir.
Kürt vatandaşlarımız, Türk milletini meydana getiren unsurlardan bir tanesidir. Ayrı bir millet ya da halk değildir. ‘Milletlerin Kendi Kaderini Tayin Hakkı İlkesi’ Kürtler için uygulanmaz. Bu ilke, feodal imparatorlular dağılıp, milli devletler kurulurken ayrılıp, devlet kurmak hakkını içerir. Başka hiçbir dönemde ayrılıp devlet kurma hakkını içermez.
MEHMET PINAR
ATATÜKÇÜ DÜŞÜNCE DERNEĞİ
GENEL YÖNETİM KURULU ÜYESİ
BATI AKDENİZ SORUMLUSU
TARİHÇİ YAZAR pnarmehmet@gmail.com
http://mehmetpinar.weebly.com